. . . . . .
layout for myspace




yıldız çiçekleri

• 21/3/2007 - ne aşktan ne umuttan kaçılır

Umut beni hiç terk etmedi... Her akşam, karanlık inerken ışığın son kez gülümseyişi gibi yanımda kaldı hep. Keder, yorgun bir dağ gibi üzerime yıkıldığında, yeni şiirler kadar taze sabahlarda cesaretim oldu, sevgilim oldu umut.

Bazen hayallerinizi bile yakıp geçen öyle anlar olur ki, hayatın size ihanet ettiği en zalim yüzüne, rengine, kokusuna dokunup ağlamak istersiniz.

Rüyalarımızın "cam kuşları" bahçemizi terk ederse hayatın aşka bakan yüzünde kara güller açar, kederlendiren zehirler karışır umutlarımızı...

Aşk acısı çekenler de, katiller de ölür sonunda. Ama ne aşktan ne de ölümden kaçılır.

Nedense insanlar en çok kendi hayallerinden ve umutlarından korkarlar. Umuda ve ölüme en yakın oldukları anlarda merakla korku birbirine karışır, hem kendi içlerine, hem de umuda bir adım atıp sonra geri çekilirler. En çok da kendi "rüya bahçeleri"nden korkarlar.

Umuttan kaçarak umudu yakalamak ister herkes ve herkes yanmaktan korktuğu aşkı kovalar...

Eğer, hayatımızda hayatınızdan başka değerli bir şey yoksa, umutlarınızı "cam kuşları"yla yeni hayallere uçurmak zorundasınız.

Eğer, katillerle, zorbalarla hayatınız üstüne yaptığınız bütün anlaşmaları yırtmazsanız, bir uçurumdan uçarak geçersiniz çıldırmanın kenarından.

Eğer, ölümle hayat arasında yüzen parçalarımızı yalandan ve ihanetten kurtaramazsak, aşk da umut da terk eder hayallerimizi.

Umut beni hiç terk etmedi, ama hiç kimseye de gülümsemedi...

Ne kederlere, ne sevinçlere kardeş olduk, ne de hayatımıza yeni sırlar ekledik.

Artık ne melale aşinayız, ne de kardelenlere kardeş olan genç kızların çalınmış hayalleri var şiirlerimizde...

Kimse, aşklarımıza neden ateş edildiğini, kardeşin kardeşi neden öldürdüğünü bilmiyor.

Hiçbir şey yerli yerinde değil, herkes aynı karanfilde bir başka hüzünle yanıyor.

Mehmet OCAKTAN

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/3/2007 - Kadına Potpori..

 

Bu sabah yine dolaştım sayfalarda.. Ve takıldım beyaz sayfaya... Kendisinden izin almadan bir bölüm aktardığım Kadına Potbori'nin tamamını

 

 http://asivemavi36.blogcu.com

 

okuyayabilirsiniz..

 

 

-         IV –

Tarlalarımızın,

Fabrikalarımızın,

Okullarımızın,

Evlerimizin...

/Hayatımızın kısaca/ En ağır işçileri...

"Taksim-Taksim - Ağrı' yanlar

yananlar

Sergül kokusu yayanlar

Aysun kokusu yayanlar

Burçin kokusu yayanlar"

                                               Tende yangın sesi var'dan

 

Kadın,

Ana,

Sevgili...

Biraz tanrı

Biraz insan...

/Tapılan ve tapan/

 Kavga; Gül sevmesi kelebeklerin. Kavga ; Su yürümesi ağaca. Kavga; Tomurcuğun patlaması. Kavga; Gün doğuşu. Kavga; Yaşam...

Sen Kavgaya doğan,

Kavga doğuran, kavgacı doğuran...

Kavgam; Hayatım, kadınım...

KUTLU OL...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 4/3/2007 - Seni Düsündüm

Seni Düsündüm
.
Yavas yavas düsündüm seni
Tohum meyveye durasiya
Her ayrintinin girdabina aletsiz daldim
Kucagimda midyeler ölü bulundum düslerin kiyisinda

Kisa kisa düsündüm seni
Göz açip kapayasiya
Bazi anlarda takilip anlam aradim
Bazi anlari hiç yasamadim aklim kaldi

Uzun uzun düsündüm seni
Saç sakal karisasiya
Kaç kereler uzattim hatirlamam
Çelik bileklerim jilet bakislarina emanet

Kara kara düsündüm seni
Karadeniz bulanip daralasiya
Baliklara yuva kurdum
Kilavuz kaptansiz bogazimdan geçemeyen silepler dolusu

Sakin sakin düsündüm seni
Paradokslara anlam sigdirasiya
Pasif korucuydum canimin çektigine
Bir faydam da dokunmadi insanliga ama

Deli deli düsündüm seni
Kafami duvarlara vurasiya
Deri kemerlerle bagladim bakislarimi tavana
Beyaz önlük bendeyse doktor kim?

Dolu dolu düsündüm seni
Damla bardagi tasirasiya
Ekinleri yatirdim müebbete isyandan
Ne güzel sariyi ve oragi bilmeyecekler hiç

Avaz avaz düsündüm seni
Karlar altinda kalasiya
Ses tellerimi kopardim sessiz sakin
Firlatip attim bilmem hangi dag basinda

Sessiz sessiz düsündüm seni.
Kanli pusulari yarasiya
Safak vakti vuruldu sol yanim
Yine de suya inen ceylani kaçirmadim

Dura dura düsündüm seni
Paraladim kendimi kiyasiya
Ayni sabaha uyanamadim
Dur durak bilmez sana filiz sürgünüm

Sora sora düsündüm seni
Bagdat toz duman savrulasiya
Ne sorulacak birileri kaldi etrafta
Ne de bulunacak bir yer bu köhne zindanda

Sira sira düsündüm seni
Devrilip raydan çikasiya
Her vagona bir duble sigdirdim
Yük trenleri ve yalniz makinistleri serefine

Ince ince düsündüm seni
Kokun odaya dolasiya
Yagmurun ilik sesinde sabahladim
Vurdum duymaz siyatigimle bacak bacak üstüne

Kalin kalin düsündüm seni
Agiz dolusu savurasiya
Ayrintidaki seytani bulup bogdum
Eski yazi tozlu ciltler arasinda bir sabah ezaninda

Santim santim düsündüm seni
Kilometrelere varasiya
Yürüdüm datçadan hopaya yalinayak
Hangi sinirsiz gezgin düstü ki benimle yola

Nefes nefes düsündüm seni
Cigerlerimi dumana bogasiya
Soluk soluga kaldim çikmaz yokuslarinda
Kaç kibrit çakimi yakinsin son sigarama

Doya doya düsündüm seni
Sofradan aç kalkasiya,
Bölüstüm ekmegimi de her seyim gibi
Bir yürek kaldi geride yangin yeri
Bilsem ki bana ait...

(15.12.2006 – 22:35 IZMIR)
.
Arsen Altan

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/2/2007 - Eskidendi, Çok Eskiden

Eskidendi, Çok Eskiden
.
Hani erken inerdi karanlik,
Hani yagmur yagardi inceden,
Hani okuldan, isten dönerken,
Isiklar yanardi evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadasken,
Hani oyunlar tükenmemisken,
Henüz kimse bize ihanet etmemis,
Biz kimseyi aldatmamisken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani sarkilar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhosken gençligimizden,
Daha biz kimseye küsmemis,
Daha kimse ölmemisken,
Eskidendi, çok eskiden.

Simdi ay usul, yildizlar eski
Hatiralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Simdi uykusuzluk vakti.
.
Murathan Mungan

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 13/2/2007 - Gel.. Sen yoksun..

Gel

sen yoksun

bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün

nefesim

üşüyen bir gelincik ayazı

bütün geceler aysız

durmadan

bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin

hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor

yağmalanmıs bir

ömrün ortasından sızarak

yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor

gel

her gece bır deprem oluyor

ey çağlayan bir suda yittirdiğim şiir edalı kız

seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin

bir rüzgarın kanatlarına vursam duyulur mu sesim

gel

erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler

yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda

tomurcuklar

öksüz, serçeler dilsiz

her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor

ve ben bu ya

ğmurlar dolusu yalnızlığımla

bütün bulutlardan sana koşuyorum

gel

yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni <******>

her akşam vakti

el ayak sesleri

çekilirken caddelerden

vurup yüreğimi narlı sevdalara

yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor

kimse bilmiyor

her gece dudağımda bir şiir'in kanadığını

ey yavru bir kuş gibi

düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız

yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu

yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı

farkında değilim şimdi

geçen günlerin değişen mevsimlerin

yağan karlar altında kaldı kalbim

gel

geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni

bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim

bir kar çölünün ortasında

bir insan mahşerinin içinde, yapayalnız

her bakışta bir hüzün

her hüzünde bir bakış kanamada

bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde

gel

gel

bahar sokaklarına

çıkar beni, şiir edalı kız

yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım

özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına

kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar

göçüp gitti kuşlar çoktan

ve ben bölüp her gece iklimlere

o sevda tılsımı türküleri

işleyip alnımın çizgilerine tel tel

kalbimi sana rehin tutuyorum gel

hasret ki yolları  kanamalı ağır bir hüzündür

geçip giden günlerin terkisinde

rüzgar koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü

her mısrada çığlık çığlık yüreğim

gel

ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi..

 

 

alıntı...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 2/2/2007 - ÜMİTSİZ....

 

 

Kimse bilmez nedendir

Geceleri uykusuzlugum ,

Herseye sinirlendigim ,

Huysuzlugum

Kimse bilmez nedendir .

Ama bu sefer umitsiz kardesim ,

Daglar dizilmis sira sira

Kus olsan ucamazsin

Ferhat olsan delemezsin

Bu sefer umitsiz kardesim

Geceleri uykusuzlugum

Herseye sinirlendigim ,

Huysuzlugum

Kimse bilmez nedendir

 

 

 

(alinti)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 19/1/2007 - Ben Ve Gecelerim Hep Seveceğiz Seni

Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım?
Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin...

Bir gece daha başlıyor... Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin
bir gecem daha başlıyor...
Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşları ma giren olmayacaksın yinede.

Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni terketti.
Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm herşey beni terketti. Ben de tükettim onları zaten. Evet artık geceleri uyuyamıyorum.
Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin aglamaları.
Önceleri onları dinlemeye, onlara ses vermeye çalışıyordum.
Farketmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için.

Biliyordum o yalnızlığı yaşamam gerekiyordu.
Bir insan arıyordum yanımda, geceyi bana unutturacak.

Onun iyi, güzel ve çirkin olması da önem taşımıyordu. Yeter ki olsun yanımda.
Olsun ki gece üzerime üzerime gelmesin. Yanımda birini görüp vazgeçsin benden. <******>
Veya yanımda birileri olsun da unutayım istiyordum SENİ...
Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldığım zaman Sevda dışında bir şey olmayacaktım.
Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnızlığı arayan, yalnızlığa özlem duyan oldum.
O karanlık gecelerin ıssızlığına gömülmekten kaçamaz oldum.
Çünkü onlar da seni buluyordum.
Çünkü bana gündüzlerin veremediğini veriyordu geceler SENİ...

Gündüzlerde yoktun, aydınlarda yanımda yürüyen değildin. Ama geceleri öyle miydi?
Geceleri yüreğimde yürüyordun ve ben adımlarında yaşayandım. Artık uyuyamıyorum.
Hem de hiç mi hiç Ne kadar çabalasam da olmuyor.
Bir garip ağırlıkla kah seni bekleyerek kah gelmeyeceğinden emin olarak geçiriyordum saatleri.

Seni yaşıyordum. Gecelerde yüz yüze kalıyorduk seninle.
Gece vefalı, fedakar bir anne gibi kucağına alıyor beni sabaha kadar götürüyordu.
Zaman akıyormuydu, geçiyor muydu bilen değilim. Hiçbir zaman da bilen olmadım.
Bu yaralarla, bu kanıma işleyen aşk yangınlarıyla sabaha nasıl kül olmadan varabiliyordum? Bilmiyorum gerçekten. Yanmaktan ateş olduğum bu gecelerde beni tüketmeyen neydi?
Sevgin mi? Beni evirip çevirip kora getiren söndürmeyen neydi? <******>
Bağrımdaki yangından neden yok olmuyordum? Beni sabaha vardıran geceler miydi yoksa?

Geceler Benim gecelerim... . Senin gecelerin... Seni yaşadığım Geceler.
Gönlümde bir derin yarasın sen! Bu gecelerde de çok şey istedim bir şeyler yapabilmeyi.
Elime çoğu kez kalem kağıt alıp seni yazmayı istedim. Olmadı ama.
Kalbim seninle öylesine doluydu ki her hareketim sönük kalıyordu.
Ben çaresizliği kapılıp gidiyordum.
Ne yaptığımı bilmiyordum. Saatlerce, saatlerce oturup seni düşünüyordum.
Kalbimde bastırmaya çalıştığım duygularıma ilk olarak geceleri yaşama hakkı veriyordum. Herkesten gizlemeye çalıştığım o korları gecelere çıkartıyordum sanki.
Gecelerden saklamıyordum hiçbirşeyi. Gecelerle paylaşıyordum, ve geceler sarıyordu beni. Beni alıp sensizliğin okyanusunda boğmuyordu.
Beni sensizliğin zirvesinde, en uç noktasında aşkın sonsuzluğuna götürüyordu.

Artık bu geceleri sevmeye başlıyorum. Bana seni getiren geceler...
Benim gecelerim onlar...
Benim senlerim benim yalnızlıklarım, benim aşklarım diyebildiğim gecelerim.
Evet artık uyuyamayan, ağlayamayan gözlerime ağlamıyorum.
Gecelerimi de feda ediyorum sana. Gündüzlerde söyleyemediklerimi gecelerde haykırıyorum. Ve uçsuz bucaksız seviyorum seviyorum <******> SEVİYORUM...

Artık uyuyamıyorum, evet. Uykular haram oldu bana senden sonra. Hem nasıl uyuyabilirim ki? Gözlerin var artık gecelerimde, senin gözlerin senin karanlık gözlerin..
Hiç görmediğim gözlerin.... Sanıyorum ki artık sana yalnız ben değil, geceler de vurgun!
Beni böylesine koynuna alışı, karanlığında bunca aydınlatması neden?
Evet sen öyle güzel, öyle güzelsin ki, geceler de seni sevdi.
Öyle ki sana ihanet edip de seni yaşamıyormuşçasına uyumaya, gözlerimi yummaya çalıştığım zaman hemen giriveriyorlar içime ve seni getiriyorlar bana.
Gözlerimi öyle bir açıyorlar ki bir dahasına kapayamıyorum bile...

Ve ağlayabilmeyi diliyorum bazı geceler. Bunu gecelerden sonsuza diliyorum.
Ağlasam, doyasıya hıçkırırcasına ağlasam belki seni bir parçacık olsa unutur
Ve kendi içime gömülür birazcık gözlerimi yumabilirim diye düşünüyorum.
Sabahları uykuda yakalayan olmaktan çıkıp, sabahları uykuda bulunan olmak istiyorum. Bunun için istiyorum ağlayabilmeyi.
Sana olan özlemimi,
içimde bir dağ kadar ululaşmış hasretini belki bir parça dindirebilirim diye düşünüyorum. Belki seni birazcık gömebilirim de yüreğime, rahatlarım diye umuyorum olmuyor.

Ağlamaya çalışıyorum, ağlamalarım bana isyanlar ediyor. Geceler bana bu isteğimi vermiyor.
Ne zaman ağlasam yalnızca ve yalnızca bir iki gözyaşı olup kalıyorsun gözlerimlde. <******>
Gözlerimde donan birkaç damla yaş oluyorsun, o yaşları da sarıyor geceler.
O yaşlarla birlikte alıyor yanına geceler beni...
Geceler unutmamı istemiyor seni, geceler bana ihanet ediyor.
Geceler senden yana sevdiğim, geceler seni yaşamamı istiyor. Sözümü dinlemiyor.. .

Güneşi özlediğim oluyor arada bir. Yeter diyorum bunca yıldızla arkadaş olduğum.
Seni unutup da yıldızları gördüğüm anlar olursa tabii.
Beni böyle gördükleri zaman anlamıyor insanlar.
Nasıl böyle saatlerce kalabildiğimi sorup duruyorlar.
Böyle tüm dünya uyku içindeyken benim nasıl karanlığın içinde bakışlarımı dayattığımın sırrını anlamıyorlar. Ve onlar bilmiyorlar ki içim bir kordur...
Tüm dünya, tüm tabiat susmalarda ve uykulardadır
Belki ama benim yüreğimde gizlenmektedir tüm dünya...
Ben içime tüm insanları,,, tüm milyarları almışım. Farkında değiller.
Herkesi ve herşeyleri sığdırmışım içime. Bir sen sığmıyorsun, bir seni sığdıramıyorum kalbime, Bilmiyorlar. ..Ve senin uzaklığın, ve senin gece kadar olan uzaklığın...
Bana öyle uzak öyle yabancısın ki sevdiğim, seni senden istemeye korkuyorum.
Geceleri bu yüzden seviyorum. Seni sevmeme engel olmuyor, seni bana getiriyor... <******>
ve seni gecenin karanlığında buluşumdandır seni gündüzleri istemeyişim.
Evet sevdiğim bana her şeyden ve herkesten uzaksın.
Herkesin yaşamına giriyor, her şeyi paylaşıyorsun insanlarla.. .
 
Ama bana gelmiyorsun. Ama ama sitem bile etmiyorum... Sana söyleyecek söz bulamıyorum. Söyleyecek bir şeyler arasam ve bulsam biliyorum geceler alır onu elimden, dilimden de.
Sana söyleyeceklerimin hesabını yapsam sabahlar buna izin vermez. Ve ben seni yaşıyorum. Olsa olsa sana BU SEVGİYİ YAŞA diyebilirim. Gel birlikte yaşayalım demeye dilim varmaz. Geceler bunu bırakmaz yanına. Kaybettiğim değilsin. Ben seni hiç yitirmedim.
Çünkü içimde taşıdığımdın hep. Benden bir parça oldun sen.
Ben kendimi yitirmediğim sürece sen de kaybolmayacaksın.

Evet, seni anlamakla, seni yaşamakla, seni sevmekle geçirdiğim bu gecelerde,
sabahladığım bu gecelerde, benden çok uzaklarda bulunan sana uykularında bir rahatlık veriyorsa sevdam, ne mutlu bana. Gecelerim...Sarın yaralarımı geceler demiş bir şair..
Beni bu geceler mahvetti desem haksızlık mı ederim onlara.
Beni sen mahvettim desem yalan olur bu.
Ama beni bu geceler, geceleri de bana musallat eden sensin.
<******> Senin sevdanla başladı gecelere sevda yazmam. Sevda masalı okumam bundandı.
Ben bu gecelerde tüm karanlıkları dağıtabilirim.
Bana hüzünlerini, bana acılarını ver sevdiğim.
Ver ki senin acılarını da ortak edeyim gecelerime. Ver ki gecelerle kavgalı olayım.
Şimdi seni getirdikleri için onlara ses bile çıkarmıyorum.
Sen yaşadığımsın, yaşatanımsın. Sevdamsın sen...
Belki ben anlatamıyorum ama geceler bu sevdaya şahittir.
Çünkü artık onlarda bu aşka ortak oldular. Belki benden bile çok seviyorlar seni.
Ben seni hiç mi hiç gözlerimle bitirmek istemedim.
Ve gecelerin içinde, gecelerle birlikte hep sevdim seni...VE HEP SEVECEĞİM...
 
Ne kadar birlikte olamayacağımızı bilsem de Ben ve Gecelerim Hep seveceğiz seni...
 
Kaynak:?
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/12/2006 - Her Yağmur Sen Olursun Yüreğimde

 
Her yagmur sen olursun yuregimde
Her islandigimda icimdeki sokaklarini huzun kaplar, sel
basar
Ve ben
Aglamalarim gozukmesin diye yagmurda bugulanir gozlerim
Zihnim bos bakislarim oteleri soluklar
Ayriligin bogazimda bin dugum.
Gonlumde hazan iklimleri
Bir eylul sabahi gibi yalnizligim.
Simdi neden yasiyorum bilemiyorum.
Sensizlik bogazima gecmis ip gibi
Icimde sizi..
Gozlerimde ayriligin acilari
Yuzumde cizgileri
Titreyen ellerime sozum gecmiyor artik
Titreyen kalbime teskin olamiyor hicbir umit sarkisi
Oysa hicbir acida kalbim bu kadar agirlasmamisti
Hic bu kadar koymamisti
Sessizligim ciglik olur okyanus otesi sevdama
Yaslandigim yuregin yok yuregimde
Senden bana bir izdirap kaldi ki tarifsiz
Zemheri bir firtinaya gebe gelecek gunlerim
Yaktigim resimlerin degil,kalbim
Yuregim usuyor,canim yaniyor
Ne yalan soyleyeyim sensizlik bana cok koyuyor.
Senden sonraIcimdeki agaclar yikildi
Yapraklar dustu
Anlima aci diye ayrilik yazildi.
Kapatti tum baharlar kapilarini
Gonlume kalin kalin kilitler dustu
Zaman sustu
Yasananlar bir dustu
Kalemim ayiriliklara kustu
Senden sonra

I.S. YETIS
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/12/2006 - Gunes Benim Icimde

 


Benim bir dunyam yasarim kendimce

Benim yuregim var severim gonlumce

Karanlik coksede gozlerim aydin

Boyle bir sevdayi gordun mu omrunce

 

Gunes benim icimde

Gozlerimi kaparim

En guzel mutlulugu

Ruyalarda yasarim

Gunes benim icimde

Gozlerimi kaparim

Kaybettigim asklari

Bir seferde yakarim

 

Bende bir insanim bende yasiyorum

Benimde kalbim var bir can tasiyorum

Seni cok seviyorum hep sevecegim

Icimdeki askimla beni yakiyorum

 

Erdal BABUR

ZamanTuneli

Yazar - Besteci Soz Yazari

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10/12/2006 - Yarımınızı Buldunuz mu?


Yarımınızı Buldunuz mu?

bir namlunun ucunda olmasa da hayatımız, bir doğa olayının kıyısında olabilir belki. hangimiz, hangimizden çok yaşayacağız? bunun da yanıtını bilenimiz olmaz. o halde. herkes biliyorsa bu gerçeği ve herkes kabulleniyorsa itiraz etmeden;

"neden dökülüyor gözlerinden buğulu baharlar,
alnından sövgüler,
göğsünden kavgalar,
ellerinden hoyratlıklar,
dudağından kıvrımlar,
gülüşünden büzülmeler,
tutkularından oynaşmalar."

bir yüreği sıkkımlık avuçlamak da var, okşamlık dokunmak da... seçim sizin elinizde. hangisini istiyorsanız, en yürekten, en sevgi'li hallerinizle...şayet beceremiyorsanız dudak değdirir gibi parmaklarınızı dokundurmayı, tükürmek yerine, kendi halinde bıraksanız hani en dobra yüz çevirmişliğinizle.

özleyen olduğunuzda, ne denli sarsıcı olduğunuzu bilin isterim; kıvrandıran, sabırsızlaştıran, zamana küfrettiren, beklemeyi şiş batırır gibi yaşatan! bunları bilin ki, özleyeninizle merhabalaştığınızda, yüreğinizi açabilin. onu da yapamıyorsanız, kollarınızı açın. ki, umursanmaktır insanın yaşamdan anlam bulmasını sağlayan. umursandığınız yürek sahibine kollarınızı açmak, bir dost gibi bağra basmak, onore edilmişliğinizin yansısıdır.

erkek güvercin dişisine aşık olduğunda, dişiyi nereye götürürseniz götürün, erkek peşinizi bırakmaz. insanın erkeği de böyledir işte. dişiden daha bağlı, daha sevdalı, daha sevdası için ölümlere alaylı! derin besler duygularını, derin yaşar beslediklerini. ölümleri düşünür ilk; uğruna ölmenin şeref olduğunu savunarak. sonrasıdır belki yaşanacakların çokluğu ardından. ama ilk onu düşünür bağlandığını, aradığını, özlediğini hissetmeye başladığı andan itibaren.

bir kadının asla anlayamayacağı ve bazen de anlamlandıramadığı o sevda yoğunluğunu taşıyan bir erkek, yaşamın sunduğu seçeneklerin en kutsal olanını keşfettiğini düşünerek, sonrasındaki soluk almaları da, ya O'nlu ister, ya da O'nsuzlukla karşılaşacaksa,herşey bitim noktasını bulsun ister. bir anlıktır belki böyle düşünmesi ama, herşey anlarda yaşanmıyor mu zaten? bilemeyiz.

elma hikayesiyle karşılaşırız çoğu zaman: "sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı?" değil elbet! unutulan birşey var burda: buradaki elmanın asla "tam" olmadığı... o hep yarımdı ve yarımını bekledi; kendini tamlayanını!.. o halde, ya elmayı tamlayansa seven? ya elma da yarım haliyle kendi yarımıyla karşılaştıysa, farkında veya olmadan? ve yarımı olduğunu bile bile yüz çeviriyorsa umursamadan? karar ve seçim sahibinindir. ancak unutulmamalı ki, reddedilen karar verenden fazla acı içindedir. çünkü O, isteyendir herşeyden fazla!..isteyenin cinsiyeti kesin değil: kadın da olabilir erkek de... duygu yoğunlukları farklı da olsa, isteyen haykırışları hep aynıdır...

erkek ya da kadın.. hiç önemli değil. yeter ki kişi,ne istediğini ve istediğinin karşısında olduğunu bilsin! ve istenilen de farkındaysa arı sevdanın kendisinde duyumsanmak istendiğinin, kendini anlara bıraksın; sonrası muamma olan yaşamda!...

A.L.İrven

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
. . .
Free Site Counters
Free Site Counters BlogBul.Com! Ücretsiz Türkçe Blog Sayaç Blog Toplist
Spam Yok!

Hakkımda

yıldız çiçekleri

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Blog RSS

Arkadaşlar

reklamci
raciegi
tibette7yil
sessizofke01
flobet
derlemeler
yildizca
yildizci
sabahyildizi
asivemavi36
hobibloglari
hazanmevsimi
fivefebruarypoet
finnche
kutupyildizim
gezilerim
murattekkol
eroman
butterflys
yildizlarvegece
paratoner
dikkatli
sevdasiirleri
meddah
erginbay
canyar
dengbej36
hayatagulumse
sibelizgi
maviumutuzakmavi
Gri Sevgi
tufancoskun
lilakasaba
hircinyesilbirkuzum
yildizlayasam
yildizyurekli

<

myspace

myspace

myspace

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:16
Son Sayfa | Sonraki Sayfa
myspace

myspace

myspace

S. Valentine images


Cursors